Emre Gökhan Vuran

Emre Gökhan Vuran

Pazar, 09 Şubat 2020 04:15

Teknoloji Fazla mı Olmaya Başladı?

İnsan bedeni 20. yüzyıl ile beraber en zorlu sınavını vermeye başladı. 20. yüzyıla kadar gelişmeler insanın sadece fiziksel dayanıklılığını zorlayan zamanlardı. Fakat 20. yüzyılda başlayan teknoloji devrimi, 21. yüzyılda ivme alarak, sadece insan bedeninin sınırlarını değil akıl sağlığını da zorlamaya başladı. Bu konu ile ilgili tanıdığım herkesin dilinde tek bir klişe var. “Teknolojinin hızına yetişemiyoruz”. Peki ama bu teknoloji hani hayatımızı kolaylaştıracaktı? İnsan beyni gerçekten teknolojiye yetişemiyor mu?

Kısa bir anket yapalım. Gün içinde karşılaşırsanız sizi en çok deliye çeviren üç madde sayın desem? Hayır bu üç içine kesinlikle ekonomi, siyaset girmeyecek. Onlar bizi sürekli deli eden maddeler. Ben aniden deli edecek sorunları soruyorum. O zaman ilk üçü mutlaka teknoloji ile ilgili maddeler dolduracaktır. Misal işe yetişmeniz gerekirken trafik kilitlense? Ya da cep telefonunuz aniden kapansa? Hadi daha da işi kötüleştirelim. Ya internetiniz kesilse? Bunlar en mutlu insanın bile sinir sistemini saniye de alt üst etmeye yeten olaylar değil mi?

Kabul edelim teknolojiye karşı hem bağımlı ve hem çaresiziz. İlave olarak, teknolojinin gidişatının dünyanın durumunu iyileştireceği yerde daha da kötüye götürdüğünü düşünen kişi sayısı da giderek artıyor. Ve ciddi olarak teknolojinin durdurulmasının gerekliliğini tartışmaya açmaya çalışıyorlar.

Gerçekten istesek dahi teknoloji gelişimini durdurabilir miyiz? Dünyanın tamamının bir anda teknolojiden vazgeçmeyeceği açık değil mi? Elbette nüfusun büyük bir bölümü teknolojiyi kullanmaktan vazgeçmeyecek.

Ancak aramızda yaşayan bir kısım ise giderek teknolojiden kaçmaya başladı. Bunu isteyerek te yapmıyor. Vücutları teknolojiye alerji geliştirmeye başladı. En basit teknoloji sorunlarına bile çözüm getirmemek için akılları sorunlardan kaçmaya başladı. Fişi takılmadı diye çalışmayan bir yazıcı için hemen teknik destek arayan iş arkadaşlarınız olmadı mı? Ya da televizyonun kumandası ile boğuşan anne babalarınızın durumu ne olacak? Üstelik bunlar çok ama çok basit sorunlar. Yine farkındasınızdır. Mühendislik ve teknik konularda yardım isteyebileceğiniz kalifiye elemanlar her geçen sene çevrenizden daha da azalmıyor mu? Ama teknolojinin yarattığı sorunlar ise her geçen gün daha fazla artıyor. Her geçen gün çok daha az kişi teknoloji ile ilgili sorun çözen hizmetlerde çalışmak istiyor. Bir diğer göstergede her geçen sene üniversitelerin sosyal bilimler enstitüleri giderek daha kalabalıklaşırken fen bilimleri enstitüleri çok cazip burslar ile yetiştirecek öğrenci aramaya çalışıyorlar.

Elbette eğitim sistemimizin son senelerde bu işe çanak tutmak için devşirilmesi de durumu daha da vahim hale getirdi. Fen bilimleri ile ilgilenmeyi neredeyse kabahat haline getiren bir eğitim sistemi yeni nesildeki teknoloji ile ilgilenme korkusuna iyi gelmiyor.

Teknoloji geliştirmeyi ve teknoloji ile ilgili sorunlar ile ilgilenmeyi imkansız hale getiren pek çok başka neden de sayabilirim. Ama şimdi çözümlerden bahsetme zamanı.

Önce şu tıp gerçeği ile başlayalım. İnsan beyni yaş ilerledikçe gelişmeyi sürdürebilen tek organdır. Alzheimer veya Parkinson gibi bir hastalığa yakalanmadığınız sürece insan beyni sürekli olarak hücreler arası sinir bağlantıları geliştirerek gelişmeye devam ediyor. Yani benden geçti, eskiden kafam alıyordu ama şimdi yapamıyorum sözü temelde sadece psikolojik. Beyniniz sizi sağlık olarak yarı yolda bırakmadıysa her daim yeni bir problemi çözmek için daha hazır bir şekilde kullanılmayı bekliyor. Elbette yeni problemler ile onu dinç tutmazsanız o da yeni sinir bağlantıları oluşturmuyor, hatta eski sinir bağlantılarını da kapatıyor. Yaş aldıkça yeni problemler karşısında zayıf kalmanızın sebebi de bu. Bu tıbbi bilimsel gerçekleri bildiğimize göre teknoloji ile karşılaştığınız her problemde o problemi kendiniz çözmek yerine başkasına devrederseniz yaş ilerledikçe teknolojiye olan alerjinizin daha da kötüye gideceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Böyle biri iseniz daha kötü haber şu, teknolojinin gelişiminde herhangi bir yavaşlama emaresi yok. Hatta her geçen gün daha da çetrefilleşeceği muhakkak. O yüzden yaşınız kaç olursa olsun bilgisayar donanımları, yazılımlar ve diğer teknolojik cihazlar ile biran önce genel kültür seviyesinde dahi olsa ilgilenmeniz hayatınızın geri kalanını rahat geçirmeniz için mutlak şart. Şimdi “benim kafam almıyor” bahanesini bırakın ve ilk olarak interneti sadece gazete okumak için değil kendinizi geliştirmek için kullanmaya başlayın.

 

 

Pazar, 02 Şubat 2020 11:00

Web Sitesi Çöplüğü Türkiye

Internet dolu dizgin hayatımıza girerken ne kadar da heyecanlıydık. Her firma hatta kişi web sitesi yaptırmak için yanıp tutuşurdu. Şimdi ise web sitesi algısı çok garip bir yere doğru sürüklendi. Elbette çok başarılı işler halen var. Genelde de büyük markaların siteleri, birkaç online satış sitesi iyi durumdalar. Ancak küçük ve orta ölçek birçok firmanın web sitelerinin durumu bir “garip”. Web sitelerinin geneline bakınca sanal bir “mad max” dünyası yaşıyor gibiyiz. Birçok firmanın kırık dökük web siteleri Türkiye’nin internetini doldurdu. Kimi site eski, kimi yenilenmeye çalışmış ama kesin bir başarısızlık olmuş, kimi kullanılan temalardan gelen “lorem ipsum” doldurma yazılarını bile temizlemeye üşenmiş. Peki ne oldu da web sitesi yapmayı başaramadık, başaramıyoruz?

Sorunlar katmanlı ama temelinde iş yapma felsefemiz var. Bu felsefenin de birkaç büyük problemi var. Bu problemin ilki şu, Türkler olarak bilmediğimiz bir işe başlarken detaylı düşünmüyoruz. Ne kadar sürer bu yüzden tam hesaplayamıyoruz. Önyargılara ve kulaktan dolma bilgilere dayalı kesinlikle imkansız süreler belirliyoruz. O süre bir gün bile aşılsa o işi başarısız kabul edilip vazgeçiyoruz. İkincisi uzun vadeli planlar doğru dahi yapılsa sabrımız kesinlikle yok. Bizim için bir iş uzun sürecekse zaten yapılmamalıdır. Üçüncüsü ise “mış” gibi işleri “yapılmış” işler ile aynı kefeye koyuyoruz. Yap “mış” gibi olmak ile “yapmak” bizim için aynı. Nasreddin Hoca bu durumu birkaç kelime ile özetlemişti. “Dostlar alışverişte görsün”.

Bu üç sebepten dolayı başlarken detaylı plan gerektiren, bu detaylı planlar için maliyette gerektiren, sürekli geliştirmeler ile başarı sağlanacak web sitesi yapım işini beceremedik. O sebeple herkes kandıracağı kişi kendisi dahi olsa bir süreden sonra yapmayı zor bulduğu için yap “mış” gibi göstermeyi tercih etti. İşe yaramayan işi boş siteler etrafımızı sardı.

Diğer büyük problem ise eğitim sistemi oldu. Su gibi bir ihtiyaç haline gelmiş “web sitesi yaptırmak” için kimseyi yetiştirmedik. Öncelikle üniversitelerde web sitesi yapım işi o kadar hor görüldü ve görülüyor ki birkaç istisna haricinde bırakın böyle bir bölüm açılmasını, müfredata bile “web tasarım” diye bir ders konulmadı. Her anabilim dalı bu görevi birbirine salladı. Önce Güzel Sanatlar’a web tasarım konulsun dendi, sonra ise bu Bilgisayar Mühendisliği’nin işi dendi. Sonuçta geldiğimiz nokta içeriği belli olmayan bir iki ders dışında ortada öksüz duran eğitimi üniversitelerde verilmeyen koca bir iş sahası kaldı. Bilin ki üniversitelerde Sümer Tarihi’nin eğitimi verilir ama web tasarım eğitimi verilmez.

Niye mi? Çünkü Türkler önce asker sonra web tasarımcı olarak doğar. Her bir Türk potansiyel web tasarımcıdır.  Hayretle bu bakış açısının yaklaşık 20 senedir değişmesini bekliyorum. Ama bırakın değişmeyi giderek kötüye gitmeye başladı. Kimsenin asıl işi web tasarım değil. Çok karışık bir iş ama sorsanız herkes uzman seviyesinde her şeyi biliyor. Ortaya çıkan facia websiteleri için de hemen hepsinde aynı bahane de hazır. “Ben biliyorum ama uğraşmadım”. Hayır bilmiyorsunuz. Bir yerden hazır tema indirebiliyor olmanız sizi web tasarımcı yapmaz. Herkes her gün çok “duvar” görüyor ama artık bu kadar duvar gördüm “bende bir duvar ustasıyım” demiyor, değil mi?

Sonuçta ne oldu? Ortada çok büyük bir web sitesi yaptırma talebi olmasına karşın, bunu sağlayabilecek yeterli ve kalitede web tasarımcı yetişmedi. Olanlara da “bu çok basit iş” ben bile yaparım algısını kıramadığımız için para da vermiyoruz. Üstelik web tasarım işinin firma kapanana kadar her gün geliştirilmesi gereken bir iş olduğunu hala kabul etmiyoruz.

Türkiye 20 sene önce web tasarım yaptırma konusunda en azından daha heyecan hisseden bir yerdi. Şimdi ise o heyecanı da kaybetti. Web tasarımı, birkaç hazır paket satmak isteyen yurtiçi ve yurtdışı firmaların da katkısı ile karışık, gerçek uzmanlık gerektiren, ticarette para kazanılması için mutlak şart, büyük teknoloji gelişmelerinin yaşandığı saha olmasına karşın ülkemizde tuhaf bir şekilde hor görülen, “yaparız bir ara” denilen, iş sektörü haline geldi. Bu kör bakış açısı ile önyargımızı değiştiremeyince web sitelerinde de vazgeçtik. Şimdi bir firmanın web sitesine girip işe yarar bilgi bulunca şanslı hissediyorsanız nedenleri bunlardır. Paylaşmak istedim.     

Verilere göre Google Arama’nın büyük bir rakibi var. Youtube. Youtube’u şimdiden dünyanın en büyük ikinci arama motoru ilan etti. Google yetkilileri bu gelişmenin üzerine konuşmaktan oldukça da hoşnut. Elbette bazı noktalarda rakamlar abartı bulunsa da Youtube’un gerçekten etkisi muazzam. Rakamsal olarak tartışmalar olsa da Youtube’un çok yakın bir gelecekte arama motorları dünyasında Google Arama’nın ilk sırasını alabileceğini söyleniyor. Temeli metin içi arama üzerine dayalı olan Google Arama yine kendi çatısı altındaki bir markaya tahtını kaybetmek üzere mi? Üstelik görünüşe göre Google bunu kendi eliyle hızlandırmak için oldukça yoğun uğraşıyor.

Ancak gelişmelere bakınca durum tam olarak öyle değil. Gelişen teknolojileri yakından izlersek Google Arama’nın da video içeriklerinde tam olarak ne olup olmadığını anlayacak bir şekilde evrimleştiğini öngörebiliriz. Yani ileride Google Arama, Youtube ile iyice kaynaşıp, yeni bir arama motoruna doğru evrimleşecek gibi gözüküyor.

Gelin hayatımızı yeniden şekillendirecek bu yeni gelişmelere bakalım.

İlk olarak, insanların değişen alışkanlıkları arama yapmanın şeklini ve mecrasını da değiştirmeye başladı. Merak edilen bir konuyu yazılı metinlerden okumak yerine görsel bir şekilde izlemek ve dinlemek insanların çok daha kolayına giden bir durum yarattı. Google’ın video içerik üreticilerini sürekli desteklemesi de her türlü içerik için binlerce video üretilmesinin önünü açtı. İçerik tanımı video içerikleri kapsayacak şekilde genişledi. Google’da Google Arama içinde hem sonuçlar bölümünde hem video sekmesi içinde bu yeni içeriklere insanların daha kolay ulaşmasını sağladı.

Google Adsence, yani reklam verenlerin paralarını içerik üreticileri ile paylaştığı yerin etkinliği Youtube için arttırıldı. Bir video içinde reklam gösterilmesi ile kazanılan para bir site içinde reklam gösterilmesi ile kazanılan paranın birkaç katı olması, tüm Gmail hesabı olan içerik üreticilerinin birer kanal açmasına yol açtı. Maalesef bu destek, berbat Youtuber’ları da hayatımıza kattı.

Fakat Youtube’ın Google Arama’nın önüne geçmesinde ise büyük bir engeller vardı. Bu engelleri kaldırmak içinde Google büyük çalışmalar yapıyor. İlk olarak, YouTube ve Google Arama video içeriğine metinden farklı bakar. Google Arama metin için tüm içerik içinde hareket eder. Metin içeriğinin yaratıcıları, Google’a yardımcı olan anahtar kelimeleri ve içerik bitlerini belirli kurallar ile metne yerleştirir. Video için ise Google videoda ne olduğunu ön göremez. Video başlığına, açıklamaya ve anahtar kelimelere güvenmek zorundadır. Sonuç olarak, videonuzu yayınladığınızda, arama motoruna bağlanmak için 25 ila 50 kelimeniz olur. Bu durumda Youtube, içeriğin değerli olup olmadığını izlenme oranlarından tespit etmeye çalışır. İçeriğin kalitesini ölçmek için kullanılan bu yöntem kullanıcı davranışı üzerine kurulu olduğundan ne kadar sağlıklı bilgiyi önümüze sunduğu tartışmalıdır.

Ancak ilerleyen iki teknoloji bu problemi tarih yapabilir. Birincisi sesi metne çeviren teknolojilerin gelişmesi, ikincisi ise diller arası tercümede yapay zekanın giderek daha başarılı olması, video kalitesini anlama sorununun giderek aşılacağını gösteriyor. Bu gelişmeler bu hızla devam ederse, yakın zamanda bir videonun içeriğinin tam olarak neden bahsettiğini, Google Arama’nın yapay zekası öngörmeye başlayacak. Bu da geleneksel Google Arama’nın Youtube içeriklerini birer metin gibi okuyabileceği anlamına gelecek. Elbette Google’ın önünde aşması gereken çok uzun bir yol var. Öncelikle dil farkları, şive farkları, ses ile müziğin ayrımı gibi birçok problem sıra sıra duruyor. Ancak mottosu kullanıcıya kaliteli içeriği getiriyoruz olan bir firmanın eninde sonunda videolar için sadece izlenme oranları ya da video üreticilerinin anahtar kelimelerine bağlı kalamayacaktır.

Bu gelişmelere bakıldığında Google Arama ile Youtube’un aramasının uzak olmayan bir zamanda birleştirilebileceğini kehanetini ortaya atmakta bir sakınca görmüyorum. Bu değişim özellikle Google aramalarında ilk sıralarda yer almak için uzun uğraşlar veren web sitesi sahiplerini ve SEO uzmanlarını etkileyecek bir gelişme olacaktır. Anlaşılan o ki artık Google sıralamalarında ilk sıralarda yer almak için oluşturulan özgün içeriklerin kapsamı genişleyecek. İlk sıraları almak için kaliteli ve özgün video içerik oluşturmakta web sitesi ve SEO uzmanlarının temel problemlerinden biri haline gelecek.

Salı, 17 Aralık 2019 03:12

Op. Dr. Ozan Ganiüsmen

Beyin ve Sinir Cerrahisi üzerine uzman doktorumuz Op. Dr. Ozan Ganiüsmen adına web sitesi hazırladık ve geliştirmeye devam ediyoruz.

www.drozanganiusmen.com

Salı, 17 Aralık 2019 03:06

EmlakSitem.Com

Emlak ilan siteleri içinde ilk beşte yer alan EmlakSitem.Com sitesi için SEO danışmanlığı, makale yazarlığı ve video çekimleri yapmaktayız.

www.emlaksitem.com

Salı, 17 Aralık 2019 02:52

MarkaTur

İstanbul kökenli Hac, Umre seyehatleri için tur organizasyonları düzenleyen ve profesyonel seyahat, otel ve danışmanlık hizmeti sağlayan müşterimiz için SEO danışmanlığı yapmaktayız.

www.markatur.com.tr

Salı, 17 Aralık 2019 02:39

9 Eylül Gazetesi

9 Eylül Gazetesi, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Derneğine ait iktisadi işletmeye ait cemiyetin kendi gazetesidir. Hem yazılı basın hem internet ortamında yayın hayatını sürdüren İzmir'in güzide gazetesine SEO hizmeti ve SEO makale desteği vermekteyiz. Ayrıca gazete için haftalık yazılar ve özel haberler hazırlamaktayız.
 
Cumartesi, 30 Kasım 2019 23:12

SEO Uyumlu Makale Nasıl Hazırlanır?

SEO uyumlu makale yazmanın ilk şartı özgünlük ve içerik kalitesidir. Sadece kurallara uygun kelimeler topluluğu yazmanın bir web sitesine ziyaretçi trafiği kazandırmayacağı açıktır. Bir ziyaretçinin sitede kalma süresini ancak içeriğin kalitesi ile arttırabilirsiniz. Elbette içeriğin özgünlük oranı ne kadar yüksek ise Google tarafından o derece ödüllendirilecektir. İçeriğinizin kalitesinden ve özgünlüğünden eminseniz yazım kuralları başta olmak üzere içerik SEO kurallarına dikkat etmeniz içeriğin hem okunmasını kolaylaştıracak hem Google tarafından ilk sıralara taşınacaktır.

SEO Uyumlu Makale Hakkında Püf Noktalar

  • İyi bir makale içeriği yazmış olsanız dahi beklentiniz bu makalenin hemen ilk sayfalarda yer alması ise bu mümkün olmayabilir. Sitenizin genel rank değerlendirmesi içeriğin ilk sıralamasını etkileyecektir. Ancak makaleniz hem algoritmalar hem okuyucusu tarafından keşfedildikçe çok daha iyi sıralara doğru yükselecektir. Bu sürenin bazen bir seneye kadar uzadığını gördüm. Ancak makale yazımında okuyucunun yararını gözeten her makale başarılı oldu.
  • İçerik girişinde istikrar başarıyı getirir. Sürekli ve düzenli makale yazma ve web sitesine ekleme alışkanlığı kazanın.
  • 100 makaleyi bilgisayarda yazıp sonra web sitesine yükleme yapmayın. Google algoritmaları bunu doğal ve iyi bir iş olarak algılamayacaktır. Doğrusu her makale biter bitmez web sitesine eklemektir.
  • Anahtar kelime oranı çok önemlidir. Birçok yerde farklı değerler okusanız da doğru değer %5 ila % 8 arasındadır. Bu değerler yazı madenciliği (text mining) biliminden gelen değerlerdir. SEO uyumlu makalede daha fazla anahtar kelime kullanımı spam işlemi görecektir.
  • Bir kelime teriminin anahtar kelime olarak değerlendirilmesi için sayfa içinde ondan daha fazla kelime geçmemesi gerekir. Burada dikkat edilecek Türkçe de sık kullanılan bağlaç ve sıfatların da orana dahil olduğudur. Yani “bir”, “çok”, “ve”, “veya” kelimelerini anahtar kelimeden fazla kullanmayın.
  • Arama terimlerini birkaç kelimeden oluşuyorsa makale içinde sıralı kullanıldığından ve mümkünse araya başka kelimelerin girmemesine dikkat edin. Örneğin “araç kiralama firmaları” bu şekilde sayfa da olmalıdır. “Araç…(başka kelimeler)…kiralama firmaları” etkisi arama sonuçlarında aynı olmaz.
  • Yazım kurallarını hatırlayın. Tüm başlıkların büyük harf ile yazılması iyi değildir. Başlıklarda ilk har büyük büyük harf sonrası küçük harf ile devam edin. Noktalama işaretlerinden sonra bir boşluk bırakmayı unutmayın.
    İstanbul Türkçesi kullanın. “Gidicem”, “Gelecem” değil, “Gideceğim”, “Geleceğim” yazın. Kendi şivenize uygun değil, Türkçe Dil Kurumu’nun kurallarına göre yazı yazın. Her cümleniz bir özne, nesne, sıfat ve sonda fiil kuralına uygun olarak yazın. Fiil olmayan muallak ve havada cümleler kullanmaktan kaçının.
  • Tek cümleden oluşan paragraflar kurmaktan kaçının. Bir paragraf en az 4 ila 5 cümleden oluşmalıdır. Amaca hizmet etmiyorsa da illa ki paragraf ile akıcı bir metni bölmenin de anlamı yoktur.
  • SEO uyumlu makale yazmayı hedeflediyseniz akademik dünyanın diline yakın bir dil kullanın. Sonuçta Google’ı ortaya çıkaran Larry Page ve Sergey Brin dahil ve Google çalışanları da akademi kökenli insanlardır. Doğru makale kriterlerinin akademi tez yazım kurallarına yakın olmasından daha doğru ve doğal anlayış ne olabilir ki?
  • Kişisel hitaplardan ve argodan mümkün olduğunca kaçının.
  • Makaleleriniz ortak bir konuya değiniyorsa hepsini, başlığında yükselmek istediğiniz anahtar terimleri içeren ortak bir kategoride toplamak en doğru düzenleme olacaktır.
  • Makalenizde sektörünüz ile bir soruna odaklanmak iyi bir ziyaretçi trafiği sağlayacaktır.
  • Makalenizi yazdıktan sonra Google Search Console ile hemen makalenizi Google’a indeksletin.
  • Birçok SEO firmasının sitesinde 300 kelime olarak okumuş olsanız da uzun, konu başlığından uzaklaşmayan okuyuculara yararlı makalelerin etkisi daha fazladır.
  • SEO uyumlu bir makalenin temel şartlarından biri de tek bir konusunun olmasıdır. İçerik odağının ilerledikçe değişmediğine emin olun. Makalelerinizi sandviç yöntemi ile yazın. Başlangıç paragrafında konunun genel bir özetini verdikten sonra konuyu içerikte geliştirin. Yine son paragrafta konunun kısa bir özetini yapıp sonuçları yazarak neticelendirin

SEO Uyumlu Makalenin Yapısal Özellikleri

SEO uyumlu makaleyi link, başlık, tanımlama ve gövde metni olarak değerlendirdim. Buna göre;

Makale Linki

Anahtar kelime terimlerini hem makale linkinde, hem makale başlığında (title), hem tanımlama “meta description”, hem de makalenin ilk cümlesinde ve son paragrafta geçmesini sağlayın.
Makale linkinde ve başlığında sadece büyük harf kesinlikle kullanmayın.

Makaleye olan linklerdeki karakter sayısı mümkün olduğunca kısa ve makale (title) başlığı 60 ila 70 karakter arasında olmalıdır.

Makale Arama Motoru Tanımlamaları

Meta Description” yani meta tanımlamasını web siteniz imkan veriyorsa başka bir yazılım ile 150 ila 160 karakter arasında olacak şekilde yazın.

Makale Link Aliası

Burada ilginç bir deneyim ve farklı bir kullanım önerisi yapacağım. Makale “alias” ı yani görünen linkte Türkçe karakter kullanmanın SEO kontrol sitelerinin verdiği uyarı aksine Google için bir sakıncası olduğunu görmedim. Aslında yararı olduğunu bile gözlemledim.
Örneğin;
“https://www.ankailaclama.com/b%C3%B6cek-t%C3%BCrleri.html”
Bu şekilde gözüken linkim,
“Böcek” araması gibi çok temel bir kelime aramasında ilk sayfada gelmektedir. Ve linki aslı https://www.ankailaclama.com/böcek-türleri.html” dir.Web tarayıcılarında bu şekilde gözükmektedir.
Bu ve birçok örnekte, “alias’ta Türkçe karakter kullanmanın”, SEO analiz sitelerinin önerilerinin aksini gösterdiğini gördüm. Analiz konusunda İngilizceye dayalı analiz yapan SEO analiz yazılım ve sitelerinin Türkçe analiz yapamamasının ve UTF-8 karakter kodlamasını yok saymasının bu sonucu doğurduğunu düşünüyorum. Hatta SEO analiz sitelerinin “meta title” ve “meta description”da da yine hatalı sonuçlar verdiğini görüyorum. Örneğin “ü” harfini “%C3%BC” şeklinde görmesinden kaynaklı fazla karakter kullanımı var diye uyarı veren birçok SEO analiz sitesi ile karşılaştım.

Makale Gövde Metni

SEO uyumlu makale de Google'ın tavsiyesi H etiketleri kullanılmasıdır. O yüzden makale içeriğiniz hakkında yukarıda verdiğim temellerin yanı sıra H etiketleri ve <strong>, <bold> etiketleri kullanımına da değinelim.
Makale sayfanızın sadece bir H1 etiketi olması tavsiye edilmektedir. Ancak H2 Etiketi veya H3 Etiketleri konusunda tartışmalar vardır. Yurtdışı SEO analiz sitelerinden gelen bir alışkanlık ile 4 H2, 6 H3, 8 H4 gibi sayılar mevcuttur. Ancak bunlar bağlayıcı değildir. Ancak sıralama konusu gereklilik ile ilgilidir. Yukarıdan aşağıya başta tek bir H1 etiketi olacağı açıktır. Ardından H2 etiketleri ve H2 etiketleri arasında H3 ve H4 etiketleri kullanılabilir.
Bir makalede tavsiyem mutlaka 1 H1, en az 3-4 H2 etiketi kullanın. H3 ve H4 etiketlerinin kullanımı ise makale içeriğinin uzunluğuna ve düzenine kalır.
Burada temeli tez yazım kuralları olarak görmek akla gelen nasıl olmalı sorularına cevap verecektir. Tez yazımında sadece büyük harf kullanılan bölüm başlıklarını ihmal ederek bir tez yazım kılavuzunu makale içi H etiketlerini yerleştirmek için baz alabilirsiniz.
Önemli anahtar terimleri yine cümle içinde olsa da H içine alabilirsiniz.
Diğer anahtar terimleriniz için <strong> ve <bold> etiketleri kullanın. Bir cümleyi vurgulamak için de yine bu etiketlerden yararlanabilirsiniz. Ancak bunu %5 ve %8 kuralını unutmadan yapın. Yani 1000 kelimelik bir makalede en fazla 50 ila 80 anahtar kelime teriminin olduğuna göre <strong> ve <bold> etiketini de bu düzeyde kullanın.

Makale İçinde Site İçi Linkleme

Makale konusu içinde site içi link kullanımı yararlıdır. Kullanıcıyı sitede daha fazla tutma şansınızın oluşmasını sağlayacaktır. Bu da sitede geçirilen süreyi artıracaktır.

Makale de Kaynak Gösterme ve Linkleme

Yine tecrübe ile gördüğüm bir özellik uzun makalelerde makale altında kaynak gösterme ve bu kaynağa “nofollow” link ile bağlantı kurma sayfanın güvenirliliğini hem okuyucu hem algoritmalar için arttırdığından dolayı yararlı bir uygulamadır. Zaten bir içeriği bir başka yerden alıntılamış ve değiştirerek yazmışsanız etik olan da bu davranış olacaktır.

Makale Yapısal Verisini Oluşturun

SEO uyumlu makale denildiğinde artık rich snippet olarak adlandırılan yeni yapısal veri tanımlamalarını önemli hale gelmiştir. Schema.org kaynaklı bu sistemdir. Google halen bu zengin veri işaretlemesini bir rank sinyali olarak görmese de indekslemede kolaylık sağladığını ilan etmiştir. Yani SEO uyumlu bir makale yazmak hedef ise rich snippet'lar Google’a makalenizi uygun bir şekilde indeksletmenin önemli bir yoludur. Yapısal veri tanımlaması yapmak için Google Yapısal Veri İşaretleyici’yi, doğru bir şekilde işaretleme yaptığınızı anlamak için de Google Yapısal Veri Testi'ni kullanabilirsiniz. Daha etkin ve verimli yol web sitesi yazılımınız Wordpress veya Joomla ise yapısal veri işaretleme konusunda sizi yönlendirecek bileşen yazılımları kullanmaktır. SEO hakkındaki yazılarımda hem rich snippet hem bu yapıal veri tanımlamaları yapmayı kolaylaştıran yazılımlar hakkında ayrıntılı bilgi vermeye devam edeceğim.

Makalede Etiket Kullanımı

Makale sonunda yer alan etiketler (tag) ler kullanıcıları site içinde dolaştırmak adına faydalıdır. Ancak bu etiketleri Google’a indeksletmek kötüdür. Bu etiketler sayfa oluşturucusu tarafından istenilen sayıda oluşturulduğu için bir nevi sahte linktir. <tag> lerin Robot.txt dosyası ile indekslenmesini sağlayamıyorsanız örneğin engelleyecek robot.txt ye müdahale eden arabirim yazılım yoksa kullanılmaması daha yararlıdır.

SEO Uyumlu Makale Yazmak ve SEO Kriteleri

SEO uyumlu makale yazarken bu tavsiyelerin işinize yarayacağını umarım. Yine de kullanıcı deneyimini olumlu yönde arttıran içerik kalitesinin ve özgünlüğünün her kuraldan daha önce geldiğini Google net şekilde ilan etmiştir. Google arama motoru optimizasyon temelleri dokümanında “özgün ve kaliteli içerik oluşturmayı” tüm SEO kriterleri içinde en önemlisi olarak ilan edilmiştir. Kaliteli SEO uyumlu makale size sadece Google algoritmalarınca yüksek sıra getirmez. Yüksek ve organik bir ziyaretçi trafiği ile diğer tüm anahtar kelime terimleriniz için de motor olacak bir ziyaretçi trafiği getirir.

Türkiye'de ilk defa olarak ve Dokuz Eylül Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Anabilim Dalı'nda "Arama Motoru Optimizasyon" yöntemlerinin uygulaması halinde Google arama sonuç sıralamalarında web siteleri arasında oluşan genel başarı ve özel olarak özgün içeriğin yarattığı farklar deneye dayalı bir "Master Tezi" ile analiz edilmiş oldu. Çalışmamız bilimsel bir juri ile oybilirliği ile kabul edildi ve yayınlandı. Çalışmamızın Türkiye'deki "Arama Motoru Optimizasyon" sektörüne analize dayalı SEO yöntemleri uygulamalarına katkı vermesini ve özellikle web sitelerine SEO çalışması yaptırmak isteyen herkese yarar sağlamasını dilerim.

SEO Tezi Dokuz Eylül Üniversitesi

Perşembe, 21 Kasım 2019 11:08

Pakel Endüstri İnşaat Enerji Makina Sanayi

Pakel Endüstri İnşaat Enerji Makina Sanayi, ağır sanayi inşaat teknolojilerinde İzmir'in güçlü endüstri kuruluşlarından biridir. Onlarında tercihi Smartien oldu.

www.pakelendustri.com

Page 1 of 10