Geleneksel yatırımcılığa büyük rakip; DeFI

Hükümetimiz her gün yeni dipleri gören piyasaya nakit sağlamak adına yastık altı altınlar olarak tabir edilen nispeten orta ve gelir düzeyi düşük kesimin elde kalan son tasarruflarına umut bağlamaya çalışadursun, dünya insanları, kazançlarını, yatırımlarını ve tasarruflarını hükümetlerin ellerinden daha da uzağa taşıyacak sistemleri bir bir devreye almaya devam ediyor. En yaratıcı olanları ise DeFI çözümlerinden geliyor.

Blockchain platformlarındaki katman 1 ve katman 2 çözümlerini kullananlar yatırımcı ve tasarruf sahibi sıfatını bir arada yaşamaya başladılar. Önce daha blockchain teknolojine aşina olmaya çalışırken bir de bu katmanlar nedir diye soracaklar için kısa bilgiler: Ağ güvenliğini korumak için iş kanıtı (PoW) yani kripto madenciliği kullanan Bitcoin gibi birinci nesil blok zincirlerinden farklı olarak, yeni katman 1 zincirlerinin çoğu, hisse kanıtı (PoS) kullanan sistemleridir. Bunlar, işlem doğrulayıcılara, sisteme kötü niyetli saldırıları önlemek için blok zincirinin kripto paralarının bir miktarını kilitlemelerini yani “stake” etmesini gerektirir. Doğrulayıcılar daha sonra işlem doğrulama hizmetini sağlamak için platformun belirlediği oranlarda o sistemin belirlediği kripto paralar ile ödüllendirilir. Katman 2 zincir çözümleri ise, güvenlik için altta katman 1 çözümlerini kullanan, ancak genellikle daha hızlı ve daha ucuz işlemler sunan ikincil blok zinciri ağlardır. Genellikle de katman 2 çözümleri merkezi olmayan zincir çözümleridir. Şu anda, merkezi olmayan finans (sıklıkla DeFi olarak duyuyorsunuz) uygulamaları ve karşılıksız token varlıkları (NFT'ler), katman 1 ve ilgili katman 2 zincirlerinde iki ana ekonomik faaliyettir. Ve her iki faaliyet de son birkaç yılda muazzam bir şekilde büyüdü. Kasım 2021'in sonu verilerine göre ilk 10 katman 1 blok zinciri platformlarında DeFi olarak tanımlanan ağlarda kilitlenen brüt toplam değer, geçen yıla göre yüzde 1.400 artışla 250 milyar doları aştı. Yalnızca Ethereum'daki NFT projelerinin piyasa değeri, bir önceki yıla göre yüzde 14.500 artarak 7 milyar doların üzerine çıktı. Ulus devletlerin hükümetleri, ekonomik kriz ve durgunlukları yumuşatmak için her zaman vergi, faiz ve para basımını odağına alan maliye ve para politika araçlarını kullanıyorlar. Blok zincirleri ise maliye politikası olarak işlem ücretlerini ve para politikası olarak stake getirilerini, token yakma araçlarını kullanıyorlar. Ve çoğu durumda merkeziyetsiz bu ekosisteminin maliyesi hükümetlerin ekonomik politika araçlarından daha iyi çalışıyor. Bunun temel nedeni ise her işlemin gerçek anlamda şeffaf ve önceden planlanmış olmasından kaynaklanıyor. Blok zincirlerin mali politikaları, kendi kendini yürüten akıllı sözleşmeler ile önceden programlanmıştır. Bu nedenle insan takdirine karşı bağışıktır. Zincir üstü mali politika bir kod tarafından uygulanır. Ve ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, hiçbir kişi ya da kurum bir hevesle onu değiştiremez. Planında bile bir değişiklik yapılsa o projeye inanç anında çöker ve proje büyük miktarda para çıkışı yaşar. Proje ya ölür ya da uzun yıllar kendine gelemez. Yanlış anlaşılmasın bu demek değildir ki bu blockchain projeleri risksizdir. Halen emekleme döneminde olduklarından büyük risk içeriyorlar. Ve halen özellikle de dolandırıcıların elinde büyük suiistimallere açıktır.

Burada bu bilgilere bir ara verip bir ekonomiyi güçlü yapan ilk şey nedir diye sorsam binlerce cevap arasından tek bir cevap doğrudur. İstikrar. İstikrarı da değişmeyen kurallar, güven ve tarafsızlık sağlar. Gerçek dünya da bunun en güzel örneği İsviçre’dir. Para politika kuralları onlarca yıldır kesin ve değişmez. Her ülkeye de eşit mesafededir. Bu yüzden ABD hariç tüm dünya parasını İsviçre’ye emanet etmede hiçbir sıkıntı duymaz. Tek istisna ABD’dir. ABD vatandaşları ve dünya üzerinde tam hakimiyet sağlamak için kimin ne kadar parasının olduğunu bilmek ve kontrol etmek ister. İsviçre ABD’nin bu baskı politikasına cevap olarak ABD’li mevduat sahiplerini kabul etmemeye başlamıştır. Ama sonuç tahlilde ABD de dahil, İsviçre dünyanın en güvenli ülkesi kabul edilir. Bu sayede de yine dünyanın refah seviyesi en yüksek ülkesidir. Bu anlamda blockchain merkeziyetsiz finans çözümleri sanal dünyada bir nevi İsviçre görevi görmeye başladılar. Ulus devlet hükümetlerinin sürekli değişen vergi ve para politikalarına karşın insanlar kendi finans sistemlerini yarattılar. Şu an için hükümetlerin mali araçlarına en büyük tehdit olmasalar da bu yeni merkezi olmayan finans sistemleri hükümetlerin büyük yeni düşmanları olmaya başladılar. Hükümetler bu tip sistemleri ne kadar düşman olarak görürlerse görsünler bu sistemleri alt edebilmesinin yolu da yasaklamaktan da geçmiyor. Hatta yasak onları kuvvetlendiriyor. Bu sistemler ile mücadele edebilmek için asıl yol, geleneksel mevduat ve yatırım sistemlerine olan inancı ve kazancı arttırmaktan geçiyor.  

Ama hükümetler bu yoldan oldukça uzaklar. Daha fazla para bulmak için sürekli yeni kurallar getirip yeni icatlar yaparken ekonomiyi bırakın düzeltmeyi daha da raydan çıkarmış oluyorlar. Öyle ki vatandaşları, hükümetleri mevduat sistemleri üzerinde ne kadar takla atarsa atsın alternatif bu sistemlere ulaştıkları ilk fırsatta tasarruflarını devletin bankacılık sistemleri yerine dünyanın neresinde olduğunu bile bilmedikleri bulut sistem köşelerine emanet etmeyi daha güvenilir buluyorlar. Yani mali geleceğe hoş geldiniz! Sağlıklı günler dilerim.

Okunma 206 defa