Blog

Her şey Google’ı, Google yapan ana algoritmanın yani “PageRank” algoritmasının icadı ile başladı.

Bu algoritmanın temel iki değişkeni vardır. Web sayfasınıza gelen, yani sizin o sayfanıza linkli bağlantıların geldiği sayfanın değeri ( PageRank Değeri ) ve her sayfanıza verilen toplam link sayısı. Temel de tüm ana algoritma sayfanıza sitenize gelen linklerin bir bölme işleminde birleştirilmesinden ibaretti. Elbette bu denklem ve işlemi devam ettirme için kullanılan standart sapmayı sağlayan ve rastgelen sörfçü adı verilen yan değişkenler de var. Ancak tüm matematiksel karmaşanın ortasında asıl geriye kalan bir bölme işlemi olması şaşırtıcıdır.

Yani siteniz arama kelimelerinize göre eğer ilk sıralarda yer alıyor ise, daha başka bir çok kriterin önemini yok sayarsak, (Şu aralar öyle olmasa da)

Google ın ana algoritması PageRank algoritmasına göre,

  • Ya PageRank değeri düşük bir çok site sizin sitenin sayfalarına link vermiştir.
  • Ya da çok PageRank i yüksek bir iki kaliteli site sizin sitenizin sayfalarına link vermiştir.

Page Rank AlgoritmasıPage Rank Algoritması

Bu algoritmanın ana çıkış noktası ise bilgisayarda çok daha temel bir konu olan bir network oluşturma algoritmaları idi. Yani Larry Page ve Sergey Brin okudukları dersleri çok iyi analiz eden iki bilgisayar mühendisi olarak bu yeni algoritmaya ulaşmışlardır.

Buldukları bu algoritma ile "Bilgi Erişim" ( Information Retrieval System IR) çalışmalarını da birleştirerek sayfalara bir değer verme işlemi yapmaları ise onları ünlü yapmıştır. Resmi olarak, Google sayfalara değer verildikten sonra bu sayfaların sıralandığı listenin adıdır. Liste SERP olarak ta tanımlanmaktadır.

Şimdi bu tarih bilgisine devam edelim ve sonuçlara bakalım;

  • Algoritma başta çok verimli çalıştığı için ortalığı yıkıp geçti. Çok basitti, çok hızlı işlem yapılmasına imkan veriyordu. 1990 lı yıllardaki tüm diğer arama motoru algoritmalarından çok daha iyi idi.
  • İnsanlar bir arama motorundan, 1 saniyenin altında bir süre de internetten hangi sorgu dizini için olursa olsun en ilgili cevapları vermesini beklerler. Temelde bir bölme işleminden oluşmasına rağmen işini yapan bu basit algoritma bu işi diğer algoritmalardan daha verimli yapmakta idi.
  • Tekrar bir hayal edelim, interneti düşünün, isteği tekrar düşünün. O yüzden hangi algoritma olursa olsun. Mutlaka açıkları ve çok çok eksikleri olacaktı. PageRank algoritmasının açığı da manipüleye çok müsait olması idi.
  • Ancak “PageRank” dünyayı fazla heyecanlandırmıştı. İnsanlar, akademisyenler bu algoritmanın sonuçları karşısında algoritmaya hayran kaldılar. 1 saniyeden kısa sürede internette aranılanı bulma problemi giderek çok daha büyük bir sorundu.
  • Bu heyecan ile algoritmanın tüm yetersizlikleri bir kenara kondu. Milyarlarca dolarlık donanım ve insan iş gücü ile yeni algoritmalar ekleyerek bu algoritmayı geliştirmeye devam ettiler. Ama hep temel de Google ın kalbini bu algoritma oluşturmaya devam etti. Hala da ediyor.
  • Algoritma işini iyi yapıyor. Fakat deney ortamı ile gerçek hayat farkı şu idi. Gerçek hayatta insanlar tahmin edilemez ve bilgisayarlardan, iki üç matematik algoritmasından yüzbinlerce kat zeki yaratıklardır.
  • Bilgisayar mühendisleri, yazılımcılar hatta ilkokul öğrencileri dahi bu koskoca ve giderek büyüyen “internet bilgi evreninin de istediğinizi tam istediğiniz gibi bulacağını söyleyen bu algoritmanın” çıktığı seneden itibaren açıklarını ve manipüle yollarını aramaya başladılar.
  • Ve çok çabuk buldular. Arama sıralamalarına istedikleri sonuçları kolay sayılacak şekilde dahil edebiliyorlardı.( Ki hala öyle ).Yani ilk SEO uzmanları da bu algoritmanın doğuşu ile ortaya çıkmış oldu.
  • PageRank algoritmasını manipüle edilebilmesinin ana nedeni değişkenleridir. Bu algoritmaların kökeni bilgisayar network oluşturma algoritmalarına dayanıyordu. Gözden kaçan gerçek şudur. Bilgisayar networkleri kurulumunda hiçbir değişken dış müdahaleye açık değildir. Yani sistemi kuran mühendisler, kaç tane bilgisayar var, kaç bilgisayar birbirine bağlanacak, saniye de kaç KB veri geliyor tamamen bilir. Yani oluşan bağlantı haritasını her zaman bilir ve kontrol ederler. Ama bu algoritmaları alıp gerçek dünyaya yani insanların önüne atarsanız insanlar ilk olarak bu algoritmanın açıklarını aramaya başlarlar. Yani Google mühendislerinin karşısında cansız denileni yapan bilgisayarlar yoktu. Karmaşık ve şaşırtıcı insanlar vardı.
  • Kurnaz olan web sitesi yapımcı ve sahipleri, algoritmanın kullandığı “graph” adı verilen bu bağlantı haritalarında daha fazla yer almak adına sürekli olarak başka sitelere sürekli yeni bağlantılar eklediler. Böylece web sayfasına gelen link sayısını manipüle etmeyle başladılar. Yani İngilizce herkesin bildiği ismi ile “backlink” havuzları yaratıyorlardı. Sonra bir çok kendi kurdukları site içinde sayfaları birbirlerine linklediler. Yani hem link paydası ile hem de gelen PR değeri payı ile bölme işlemini alt üst ettiler.
  • Ama Google ın koruması gereken bir ünü vardı. Bu sefer bir web sayfasının toplam değer sonucun doğru çıkmasını kurtarmak adına PageRank algoritmasını destekleyecek ve koruyacak bir çok yeni kriter eklediler. Sonuç, PageRank algoritmasının toplam sonuca etkisini düşürmek oldu.
  • En büyük mesele de bu noktadan sonra gözden kaçmaya başladı. Sıralamanın Doğruluğu.
  • Eklenen kriterlerin de aynı PageRank algoritması gibi manipüleye imkan veren kendi açıkları vardı. Üstüne üstlük arama sıralamasını düzelteceği ve manipüleyi engellemek için eklendiği söylenen her kriter aslında arama sıralamasını manipüle eden ana neden olmaya başladı.
  • Nasıl mı? Örneğin firmanız yeni kuruldu ama web sitesi yeni imkanlar ile yapıldığı için otomatik olarak yaklaşık 200 kriterden 50 sini yerine getiriyor. Diğer web sitesi çok ünlü bir kurumun sitesi dahi olsa web sitesi eski olduğundan 20 kriteri yerine getiriyor. Ve yeni kurduğunuz firma, aynı sektördeki 100 yıllık bir firmanın hiç bir şey yapmadan fersah fersah önünde yer alabiliyor???
  • Ancak herhangi bir başka rakip yoktu. İster yanlış, ister eksik bu algoritma diğerlerinden hala iyi idi. İlerleyen günlerde de Google rakipsizliğinin avantajını kullanmaya karar verdi. Algoritmaları, işin büyüklüğü ve kontrol edilemezliği karşısında bilimin sınırlarına kadar gelmiş ve yetersiz kalsa da insanları çekmişti.Reklamlar ile arama sıralamasını değiştirmek için para almaya başladılar.
  • O ana kadar kriterler ile arama sıraları zaten bir yarışmaya dönüşmüştü. Her web sitesi sahibi mecburen bu yarışa dahil oluyordu. Öyle ki bu yarış web sitesinin içeriğinden, kurumun kimliğinden bile daha değerli hale geliyordu. Web sitesi sahipleri sürekli değişebilen bu arama sıralarında ilk sırada yer almak için her şeyi göze almaya başladılar. Çünkü arama sıralarında ilk sayfada yer almak ticari hayatınızın patlama yapması demekti.
  • Çok bilinen veya az bilinen SEO kriterleri de bugün 200 den fazla bir sayıya ulaşmıştır. Bu kriterleri yerine getirmek özellikle SEO ile ilgilenmeyen web sitesi tasarımcı ve yapımcılarının karşılayamadığı talepler zinciri olmuştur. Mecburen ilgili kriterleri yerine getirmenin zorluğu karşısında web sitesi yaptırmak isteyenleri paralı reklamlara yöneltmeye başladılar. Para karşılığında ilk sıraya sistemi de böylece giderek yayıldı.
  • Google dışında ise bir başka pazarlama gelişmesi daha oldu. Google ın ana açığı olan backlink açığı da pazarlamaya dahil oldu. İlk sıra garantileri veren firmalar ortaya çıktı. Sitenizin linkini olur olmadık sitelere linkleyerek ana algoritmanın açığını kullanmaya başladılar.
  • Bir kısım firmalar da sahte DNS ler üzerinden sitelere sahte hitler yaratarak piyasaya dahil oldu. Daha sonra Google bu firmaları fark edince bu iki yöntemi kullananlara önemli kısıtlamalar getirdi. Tamamen önlem de alamadı. Bunun nedeni ise neredeyse ilk sıralardaki bir çok web sitesi “backlink havuzları” sistemini kullanıyordu. Bunları tamamen engellemeye çalıştığında arama sıralamaları birbirine girdi. Bu oluşan karmaşayı düzeltmek bir yıl kadar sürdü.
  • Şimdilerde ise Penguen ve Panda algoritmaları ismi verilen anlık olarak kontrol mekanizmaları ile daha dikkatli şekilde bu “backlink havuzu” metodu kullanan web sitelerini sıralamalardan uzaklaştırmaya çalışıyor.
  • Ama öyle bir noktaya gelmiş durumdayız ki ülke olarak yine de milyonlarca doları Google reklamlarına ve etik olmayan SEO firmalarına harcıyoruz.
  • Sonuçta bu sitenize ve kurumunuza en ufak bir yazılım dahi yapmadan sitenizi ilk sırada çıkaran firmaların, çoğu sahte ve tehlikeli vaatlerine bilmeden dört elle sarılıyoruz.

Peki Sonuç ve Çözüm Ne?

Sonuç; Google arama sıralamaları, ister 200 kriteri tam olarak yerine getirerek, ister etik olmayan arama motorunun sevmediği “backlink havuzları” ve sahte DNS lerden yaratılan sahte hitler ile manipüleye çok açıktır. Herkesin buna manipüle değil de SEO ismini vermiş olması gerçeği değiştirmemektedir. Temel de bu bir manipülasyondur.

Bizim dediğimiz ise madem bu manipüleyi yapacağız bunu Google ın onayladığı yöntemi kullanarak yapalım.

Hadi gelin Google reklamlarına ve ilk sıra garantisini etik ve legal olmayan yollarla size teklif eden SEO firmalarına ayırdığınız tonlarca paranın birazcık bir kısmı ile şu Google ın 200 kriterini yerine getirelim. Web sitenizi ve internet ile olan tüm geri kalan her şeyi mükemmelleştirelim.

Google insanların bu 200 kriterin hepsinin bilinmediğini ve insanların yerine getiremeyeceğine çok güvenmiş durumda.

Ama işin aslı öyle değil. Dünyanın uzak ucunda gerçekten Google kurallarını iyice öğrenmiş, işini yapan gerçek bilgisayar mühendisleri ve yazılımcılar çoktan bu kriterleri kılcal damarlarına kadar incelemiş durumdalar. Ve kullandıkları yöntemleri an ve an paylaşıyorlar.

Smartien olarak bilgimiz buradan gelmektedir.

Üstelik Google mühendislerinin belirlediği bu 200 kriter, web sitenizi ve işinizi mükemmelleştirme standartlardır. Ve göreceksiniz ki bu 200 kriteri yerine getirdikçe, aslında tüm web siteniz ve firmanızda da toplam kalite artmaya başlayacak.

Yani Türkiye’de SEO yapıyorum diyen herkesi küçük düşüren ve gizli kapaklı uygulanan, doğal olmayan linkler ile oluşturulan "“backlink havuzları” metodu ve DNS değiştirerek sitelere sahte hitler yaratılan metodlar gerçek SEO değildir.

Bu işlemler de işe yarasa da Google ın her an kılıcı ensenizde olacaktır. Bu firmalara güvenip bu işlemlere kalkışırsanız her an Google dan silinme tehlikesi ile de karşı karşıya kalacaksınız.

Üstelik verdiğiniz para ile karşılığında sıralama sonucu dışında ne kalacak? Sitenizde bir yenilik yapmıyorsanız, site hala kötü gözüküyorsa potansiyel bir müşteriyi nasıl site de tutacaksınız?

Peki sıralama için daima bu firmalara para vermek durumunda kalmanız da ayrı bir bağımlılık değil mi?

Bir firma sahibi iseniz, asıl amacınız sadece Google sıralamasında yükselmek değildir. Toplam kalitedir. Hem Google sıralamasında yükseleceksiniz, müşteri sizi bulacak, hem de o müşteri sizden etkilenip sizi tercih edecek. İşte asıl amacınız budur. Smartien’nin de asıl amacı budur.

Ve yine bu 200 kriteri yerine getirirseniz artık sadece Google sıralaması hedefiniz olmayacak. Tüm internet ve sosyal medya sizin oyun sahanız olacak.

O yüzden biz bu yanlış anlaşılmayı gidermek için SEO terimi yerine “NET Optimizasyonu” terimini kullanacağız.

Makale:

Net Danışmanı,
Emre Gökhan Vuran

Kaydet

Web Tasarım kelimeleri kadar teknolojinin hayatımızı nasıl değiştirdiğini ve geliştirdiğini ve bir o kadar da teknolojinin basite alınmasını temsil eden başka kelimeler yoktur.

Tüm Dünya da web sitelerinin başarısı efsaneleri olarak anlatılır. “Google ı garajda kurmuşlar, bakın ne hale geldiler”, “Facebook’u yurtta açtılar bakın ne oldular” gibi hikayeler herkes tarafından bilinir. “Zamanın da okuyacaktık, bak o zaman ne siteler yapardık” denir. Birazda hasetlikle övülen bu web sitelerinin de birer web sitesi olduğu inatla unutulur.

Bir de insanların “diğer web tasarım” tanımı vardır. Tüm dünyanın reklam bombardımanı altında “Eee O zaman niye kendi web sitenizi yapmıyor sunuz? Hem de Bedava” sloganları ile pazarlanan web tasarım tanımı.

Şimdi hangisini yapalım? İki tanımı birleştirip, “Madem bedava hadi oturup yeni Google’ı biz yapalım” mı diyeceğiz?

Son gelişmeleri ucundan kıyısından takip ettiğini düşünen biri olarak açık ve net olarak konuyu kapatmak istiyorum.

Eğer kendi yazılarınızı paylaşacağınız blog siteleri yapacaksanız “hem de bedava” diye site yaptıran firma yazılımlarını kullanın.

Ama küçük veya büyük bir firmanız, kurumunuz var ise web sitesi tasarım işini uzmana bırakın.

Daha önce işi yapması için uzman olarak tanıtan ve görevlendirdiğiniz kişilerin başarısızlığı size kendi kurumsal web sitenizi yapma cesareti vermesin. Gidin daha gerçek uzman birini bulun. Sürekli gelişen bir alandır. Ve asla bu yoğun iş için kendi mesainizden ayıracağınız birkaç saat yetmeyecektir. Çünkü web tasarım işi tam mesaili bir iştir.

İşin çapını bildiğim ve korktuğum için diyebilirim ki, elde bulaşık yıkayan birinin “hım bu böyle olmuyor, hadi evin bir köşesinde bulaşık makinesi yapayım” demesi ne kadar tuhaf ise, bir kişinin internette bloglara yazı yazdığı veya bir wordpress siteyi kurduğu için bir kurumsal web sitesinin de altından kalkacağını düşünmekte o kadar tuhaftır. Her ne kadar kırıcı olsa da aslında cesaretiniz konu hakkındaki önyargılarınıza ve bilgisizliğinize dayanıyor.

Kurumsal web sitesi, web sitesi dünyasının makinasıdır. Mühendislik gerektirir. Çalışmalı, gelişmeli sürekli olarak yenilikleri takip etmelidir. Bakım ister. Her şeyden ötesi duramaz, aksayamaz.

O yüzden web sitesi tasarım işini, kişisel ve kurumsal web sitesi tasarımı olarak ikiye ayırmalıyız.

Peki ülkemizde üniversitelerimizde “Web Sitesi Tasarım Mühendisliği” isimli bir bölüm var mıdır? Maalesef Yoktur. Benzer tanımlarda üniversitelerin hobi gibi kurduğu bölümlere verilmiş göstermelik adlardır. Zaten bu karmaşa da üniversitelerin bu mesleğin hala ülkemizde eğitimi verilecek bir meslek olduğuna inanmamalarından kaynaklanmaktadır.

Web Tasarım mesleği yan bir iş, yazılım mühendisliğinin bir parçası hele ki tümüyle donanıma odaklanmış bilgisayar mühendisliğinin bir kolu değildir. Matematik ve Sosyal bilimlerin birleştiği bir bambaşka bir mühendislik koludur.

Web Tasarım Mühendisliği tanımlarını buradan tanımlamaya çalışacağız.

Şu an pek bir yavaş hızla kırılsa da İçerik Yönetim Sistemi (CMS) üzerine inşaa edilmiş web siteleri hakkında Türkiye’de herkesin en hafif tabiri ile korkunç denecek kadar kötü önyargıları, yanlış bilgileri ve hurafeleri vardır.

Peki başlıca İçerik Yönetim Sistemleri (CMS) lerden hangileridir?

Dünya da kullanım yoğunluğuna göre sıralarsak, WordPress, Joomla ve Drupal.

Bu yazılımlar genel olarak Unix sunucularda kullanılırlar. Her biri giderek daha yetkin ve gelişmiş olmakla beraber açık kaynak kodlu uygulamalar olduklarından beraberinde önyargıları da geliştirmektedirler.

  1. İlk yanlış inanış, Açık Kaynak Kodlu bu “İçerik Yönetim Sistemleri"nin (CMS) güvensiz olduğuna dair inanıştır. Devamında da inanılır ki bu yazılımlar ASP.Net ile kodlanmış yazılımlara göre çok güvensizdirler. Koca bir YALAN. Özellikle para üzerine dayalı sistemleri satmak isteyen kurumlar tarafından desteklenen koca bir YALAN. Dünya da o kadar çok kurum bu CMS leri artarak kullanmaktadır ki ileri de web sitesi yapmak için bu üç CMS dışında başka bir yazılım kullanılabilecek mi o bile meçhuldür.

  2. Peki bu kurumlar hangileridir? Örneklerle gidersek, Başta ABD Beyaz Sarayı olmak üzere NASA, CIA ve diğer hükümet kuruluşları Drupal İçerik Yönetimi üzerine kurulu web sitelerini kullanmaktadır. CIA, evet bildiğiniz CIA in web sitesi yazılımını sizde www.drupal.org tan indirebilirsiniz. Hala “bu yazılımlar güvensiz, biz elle kendimiz yazdıydık çokta iyi oldu” diyen web sitesi yazılımcılarına saygılarımızla duyurulur. Örneklere devam edersek, CNN, BBC, E-Bay, MTV gibi uzayıp giden bir liste WordPress ( www.wordpress.com ), ardından Linux.com, Ikea, General Electic, Harvard Üniversitesi gibi diğer “önemsiz” kuruluşların bulunduğu listede Joomla kullanmaktalar. ( www.joomla.org )

  3. Tüm bu CMS lerin genel olarak çekirdek yazılımları sorunsuz çalışır. Tabir-i caizse taş gibidirler. Güvenlik sorunları üzerlerine kurduklarınız ile başlar. Bir de sunucudan da anlamıyorsanız, daha ucuz barındırma parası için kalabalık ötesi sunucuları tercih ediyorsanız, bu sitelerin güvenliği için artık yapacak bir şey yok demektir.

  4. Diğer ana sorun ise bu yazılımlara bedava ulaşmanın mümkün olmasıdır. Bu durum ise ortalığı tam anlamı ile toz duman etmektedir. Bedava indirilebilmesi yazılımlara herkes tarafından bu kadar kolay ulaşılabilmesi, daha da kafa karıştırıcı şekilde ilk kurulumlarının çok kolay olmaları, tüm web sitesi ile ilgilenen yetkili veya yetkisiz kişilerin egolarının da tavan yapmasına neden olmaktadır. Hele ki ülkemizde firma sahiplerinin yapılan hizmet işinin parasını daha da düşürme isteklerinin tetiklediği, CMS ler ile yapılan tüm işlerin basit görme arzuları, bu yazılımları kullanan kişilerin de aktif dolandırıcı olarak tanımlamalarına neden olmaktadır. Bir web tasarımcı iseniz ve eğer ki bir firmanın web sitesini yaparken WordPress, Joomla veya Drupal kullandıysanız hiç aksamayacak şekilde iş yaptığınız firmadan mutlaka ki biri “E joomla kulanmışsın, bunu otursam 1 günde ben de yaparım” der. Sonra da bir web tasarımcı olarak kendinizi, hanginizin daha aptal olduğunun karşıdan belli olmadığı bir tartışmaya girmiş bulursunuz. O an da fark edersiniz ki kör cahil ile web sitesi yapmış daha da kötüsü bunu ona satmaya çalışmaktasınızdır. Ve o kişi bir de firmanın sahibi ise o an yapılan işin parasını alsanız dahi bilin ki web tasarımcı olarak siz ortamın daha aptal olanısınızdır. Çünkü o kişi size verdiği parayı tane tane burnunuzdan getirecektir.

  5. Bu yazılımları açıklamaya devam edersek, evet ilk kurulumları kolaydır. Belli bir yere kadar bilgisayara format atabilecek kadar yakın olan herkes web site tasarımını bir yere kadar getirir. Sonra mı? Sonrası tamamen korku, kargaşa, vahşet doludur. Aslında bu yazılımlar birer gerilim filmi gibidir. Her şey sakin başlar, hava günlük güneşliktir. Sonra kan gövdeyi götürüverir. Sorular da birbiri ardına gelir. Bir eklenti kurdum sitem göçtü? SEO yaptım, şimdi Google da bile yokum? Yahu sadece şuraya bir tarih modülü ekledim şimdi sitenin teması gözükmüyor? Bedava bir tema bulduydum, onu kurdum şimdi web sitem porno siteye yönleniyor? Sadece üste bir resim ekleyeceğim lanet şey kayıp duruyor? Ki bunlar sadece görebildiğiniz sorulardır. Arka planda kim bilir daha neler eksiktir. ( Site haritaları, arama motoru bağlantıları, kocaman olmuş şişmiş kodlar, sosyal bağlantılar, mobil uyumsuzluklar, simetrisi kaymış grafikler, resimler, potansiyel açıklar vs., vs., vs…)

  6. Diğer bir yanılgı bu yazılımların tümüyle bedava sanılmasıdır. Evet çekirdek kodları bedavadır. Ancak işini yapmasını sağlayan eklentiler ve temalar paralıdır. Parasız eklentilerden ve temalardan ise uzak durmak gerekir. Çünkü bu eklentileri yapanlar bir neden vardır ki size bunu parasız vermektedir. Muhtemeldir ki içine reklam kodları yerleştirilmiştir. Yine de tüm CMS’ lerin paralı eklentileri, Microsoft ürünleri gibi uçuk kaçık rakamlarda da değildir.

  7. Sonuç mu? Eğer bilmeden bu yazılımları kullanmaya kalkarsanız veya web tasarımcı olarak bilmeden kullanan birini tuttuysanız, CNN’in sitesine özenip, midyeci web sitesi yaparsınız. Sonra da işin berbat edilmesinin en baş sorumlusu siz olduğunuzdan “e kadar da kötü olmadı, hem benim web sitesine ihtiyacım yok ki, Google da yer alsam ne olacak, yer almasam ne olacak” gibi birbirinden saçma bahaneleri etrafa sıralayanlar arasına hızlı bir giriş yaparsınız. Tabi etrafı susturun ki kimse senin kral dediğin web sitene aslında çıplak diyemesin.

  8. Konuyu toparlarsak bu yazılımlar insanları, kurulum ve ulaşım kolaylıkları ile kendilerine çeken yazılımlardır. Ancak eğer gerçekten bu işi meslek edinecek iseniz, dört dörtlük bir iş olsun istiyorsanız diğer her şeyi bir kenara bırakmanız gerekecektir. Neredeyse bırakın kendi yazılımınızı yazmak, kendi yazılım dilinizi geliştirmek bile daha kolaydır.

  9. Ama bu CMS ler üzerinde gerçek anlamda hakimiyetiniz başlar ise sanal dünyanın artık yeni bir lordu var demektir. Size veremeyeceği şey yok gibidirler. Hem müşterinizin hem kullanıcı-tasarımcısının hayatını cennete doğru değiştirecek potansiyelleri vardır. Sınırları yoktur. Gerçek anlamda melekleri yanınızda hissedersiniz. İsmi WordPress, Joomla veya Drupal olsun tüm bu CMS yazılımlarını açık kaynak kodlu olarak dünyanın geri kalanı ile paylaşan dünyanın o müthiş yazılımcılarına saygılarımızı sunuyoruz.

SEO, Arama Motoru Optimizasyonu hakkındaki merak edilen sorulara olabildiğince açık cevaplar vermek istedik. Blog yazılarımızdan bu soruları ve cevapları takip edebilirsiniz.

  • SEO, Arama motoru optimizasyonu başarısı gerçek mi?

SEO çalışmalarının başarısı hakkında karşılaştığımız insanların kafalarında hala çok büyük şüpheler var. Bunun birkaç ana nedeni var.

  1. SEO çalışmaları çok bilinmeyenli denklemlerden oluşuyor. Kimse ne yaptığından gerçekten emin değil. Bu uğraşlar arasında çok fazla ve çok başarısız uygulamanın olması şüpheleri arttırdı.
  2. Başarılı olan çalışmalarda size niye başarılı olduğunu aslında hiçbir zaman tam olarak anlatmıyor. Çünkü sırlarını kimse paylaşmak istemez.
  3. Bir çok web tasarım, ajans ve seo yaptığını söyleyen firma gerçek SEO çalışmalarından ziyade size Google, yandex reklamları satmanın daha karlı olduğunu gördüğü için konu hakkında çok negatif dedikodular yaymayı ve yanlış uygulamalar ile insanları manipüle etmeyi amaç edinmiş durumdalar.

Net cevap ile evet SEO, arama motoru optimizasyonu başarısı gerçektir. Bunu gerçekten çok ileri taşımakta uğraş gerektirir. Ama kesinlikle çok şaşırtıcı sonuçlar alabilirsiniz.

  • SEO, etik olmayan uygulamalar ile yapılır?

Etik olmayandan kastınız web sitenizi tehlikeye atacak uygulamalar ise evet, yanlış ellerde web sitenizi arama motoru optimizasyonu yapıyoruz diye ciddi tehlikeye atabilirsiniz. Arama motorundan özellikle Google dan silinmenize kadar iş gidebilir.

SEO çalışmalarının gerçek SEO yapanlar için, aslında web sitenizin her detayını mükemmelleştirmektir. Korkulacak bir yanı yoktur. Çalışma zaten yardımcı bir uygulama değil, zorunlu bir uygulamadır. Sadece ülkemizde hedef arama sıralarında çok hızlı yükselmek ilan edildiği için, bir çok SEO yaptığını söyleyen kişiler işin daha hızlı ama tehlikeli olan yollarını tercih ettiklerinden SEO çalışmasının ismi çıkmıştır.

  • SEO da hangi yollar etik değildir?

2 yöntem asla tercih edilmemelidir. Hızlı sonuç verir, ama bir o kadar da tehlikelidir. Yine de etkilidir. Ama tekrar ediyorum, tehlikelidir. Ama şu an SEO çalışması adı altında %90 bu işlemler yapılmaktadır.

  1. Doğal olmayan yollar ve doğal olmayan web sitelerine web sitenizin linklerinin başka sitelere konması işlemi, yani backlink havuzu yaratma işlemleri. Örneğin bir muhasebeci sitesinin linkini, bir tüp bebek merkezinde görürseniz, bilin ki muhasebeci sitesine yanlış yollardan SEO çalışması yapılmaktadır.
  2. Sahte DNS ler üzerinden oluşturulan sahte web sitesi tıklanmaları,
  • SEO ne zaman ortaya çıktı?

SEO çalışmaları Google ana algoritmasının yarattığı büyük bir açıktan var olduğu için icat olması da arama motoru Google ın icadına kadar gider. Aslında bir manipülasyon işlemi olarak ortaya çıkmıştır. Ancak şimdilerde Google ın aldığı önlemler ile web sitenizi mükemmelleştirme kriterleri olarak ta tanımlanabilinir.